BURASI,HER GÜN SADECE BİR KÖŞE YAZISININ YAYINLANDIĞI,TEK ÇALIŞANI OLAN BİR YAYIN ORGANIDIR.HİÇBİR KULDAN KORKUM VE PARA KAZANMAK DAHİL HİÇBİR KAYGIM OLMADIĞINDAN DOĞRU BİLDİĞİMİ ÖZGÜRCE YAZIYORUM.SİZE VAAT EDEBİLECEĞİM TEK ŞEY DOĞRULARI SÖYLEMEKTİR.YAZILAR BANA AİTTİR.YAZILARDAN ALINTI VE PAYLAŞIM SERBESTÇE YAPILABİLİR.KAYNAK GÖSTERİRSENİZ SEVİNİRİM,GÖSTERMEZSENİZ ÖNEMLİ DEĞİL.
16 Şubat 2013 Cumartesi
ARKEOLOJİ CARİ AÇIK SORUNUNA BİR ÇÖZÜMDÜR.
Arkeoloji,eski çağlara ait yerleşimleri, devletleri ,yaşam biçimlerini, dinleri ve insana ait her türlü kalıntıyı inceleyip,elde edilen verilerden geçmişte insanların nasıl yaşadıklarını neler yaptıklarını ortaya çıkarmaya çalışan önemli bir bilimdir.Arkeoloji geçmişi kurgular.Arkeoloji bir kazı bilimi değildir.Arkeoloji kalıntılar üzerindeki inceleme ve araştırmalarını yapmak amacıyla kazıya ihtiyaç duyar.
Ülkemizde ilk arkeolojik çalışmaları Osman Hamdi Bey başlatmıştır.Cumhuriyet döneminde Atatürk arkeolojiye çok önem vermiş ve Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesinde bir arkeoloji bölümü kurdurmuştur. Yine atatürk ün emriyle Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesinde hititoloji ve sümeroloji bölümleri kurulmuştur.Atatürk arkeolojik çalışmalarla bizzat ilgilenmiş özellikle Ahlatlıbel ve Alacahöyük kazılarına özel bir önem vermiştir.Atatürk arkeoloji hakkında 'toprağın altına sahip olamayan ,toprağın üstüne sahip olamaz' demiştir.Sayın başbakanımızsa Marmaray kazılarını kastederek, 'bizi çanak çömlek için uzun süre oyaladılar'demiştir.
Bilindiği gibi bugün arkeolojiye devletimizce gereken önem verilmiyor.Kültür bakanları bu işten anlamayacak adamlardan seçiliyor ,müzelerimiz atıl ve bakımsız halde ,defineciler her yerde cirit atıyor.Tarihi eserler bit pazarlarında elden ele dolaşıyorve tarihi eserlerimizin önemli bir bölümü müzelerin depolarında atıl halde bekliyor.
Oysa ki ülkemiz bir açık hava müzesi görünümündedir.Anadolu 'da yaşamış bir çok uygarlık kalıntılarını bu toprak lar üzerinde bırakmıştır.Hititler,Frigler,Roma,İyonlar,Urartular Hattiler,Hurriler,Persler ve daha nice uygarlık Anadolu topraklarında yaşamıştır. Çünkü Anadolu yarımadası bir geçiş noktasıdır.Stratejik öneme sahiptir.
Bu yazıyı arkeoloji biliminin cari açık sorununa çare olabileceğini belirtmek için yazmış bulunuyorum.
Müzelerimize gereken önem verilirse,yeni müzeler açılırsa ,müzelerin depolarında çürüyen eserler gün ışığına çıkarılıp,sergilenirse ve müzelerimiz ,eserlerimiz tanıtılırsa ,ülkemiz daha fazla turist çekecektir.Bilindiği gibi turizm gelirleri aynı zamanda ihracat yani dışsatım geliridir.Arkeolojik turizmi canlandırırsak ,ihracat gelirlerimiz artacaktır.Cari açık sorunu ortadan kalkacaktır.
Bilindiği gibi Fransa' daki Louvre müzesini yılda ortalama 10 milyon kişi ziyaret etmektedir.Biz neden Louvre müzesi gibi bir müze kuramıyoruz? Bizde Louvre 'deki eserlerden çok daha fazlası var.Fransa cari açığının büyük bölümünü turizm gelirleriyle kapatıyor ki bunda Louvre müzesinin payı çok büyük.
İtalya 'da cari açığını turizm gelirleriyle kapatan ülkelerden biri.İtalya'da arkeolojik turizm çok canlı özellikle Roma dönemi eserleri çok turist çekiyor.
Yine Yunanistan'a ,antik yunan dönemi eserlerini ,görmeye her yıl milyonlarca ziyaretçi geliyor. Yunanistan cari açığının büyük bölümünü turizm gelirleriyle kapatıyor.
Türkiye'deki arkeolojik potansiyel bu yukarıda saydığım ülkelerin hiçbirinde yok.Türkiye'de yeni müzeler açılarak ve bunların dünyaya tanıtımı yapılarak çok büyük turizm gelirleri elde edilebilir.Türkiye gibi bir ülkede ,toprağı sıksan tarihi eser fışkıran bir ülkede, nasıl olur da dünya çapında bi tane bile müze olmaz?
Buradan isyanlar içinde sesleniyorum. Türkiye!de arkeolojik turizm canlandırılmalıdır. Cari açığın ilacı budur.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder