Kefeni ile gelmişti. Kefenin cebi var sanıyordu. Telefonda hiçbir şey anlamayan oğluna paraları sıfırlaması talimatını veriyordu. Oğlu da inşallah babacığım diyordu.
Ekonomiydi,siyasetti, bir yere kadardı.Kendini ülkenin sahibi sanıyordu. Savaş meydanlarında düşmana nal toplatmış kahramanlara ayyaş diyordu.Ayyaş diyerek ucuz kahraman oluyordu.Bir yandan cahil cühelayı kandırıp malı götürüyordu.
Şerefsizlik,diz boyuydu.Paralar değil,akıl sıfırlanmıştı.
Sanayi bakanı hissediyordu,montajdı.Ama kendisi söylüyordu. Kriptolu telefon dinlenmişti.Dinlemeselerdi de malı götürse olmaz mıydı?Malı götürürken allahı,kitabı,kuranı,dini imanı,peygamberi harama rüşvete ortak ediyordu. Çok dindardı. Haram paraları,tüyü bitmemiş
yetimin hakkını yerken bile allah,peygamber,kitap diyordu.Din,iman diyordu. Kendisi de inanıyordu. Ama,ancak kendini kandırıyordu.
Harama sadece kendisi değil,oğlu,eşi,kızı,damadı yedi sülalesi bulaşmıştı.
Yalanda sınır tanımıyordu.Haramda sınır tanımıyordu. Bu yüzden durmak yok, yola devam diyordu.Paraları İsviçre'de gömmeye devam ediyordu.Oğlu da paralel şirketti.
İnkar ve biat takımı da rahatsızdı fakat susuyordu.Yalakalığa devam ediyordu.Tüm devlet erkanı harama,rüşvete,haraca ortak oluyordu.
Halkın önüne çıkıp,benim başörtülü bacımı dövdüler, diye ağlıyordu.
Bir yandan da paraları nereye koyacağını şaşırıyordu.Öyle yüklü miktar paraydı ki hiç bir yere sığmıyordu.
Malı bizzat başbakanlık makamından götürüyordu. Daha fazla para çalabilmek için devletin bütün imkanlarını seferber etmişti.Başbakanlıktan çalıyor,sonra gelip halkın önünde ağlıyordu. Çok mağdurdu.Hiç kimse onu çekemiyordu.Ona çok kötülük yapmışlardı.O da bunları halkın önünde anlatıp,ağlıyordu. Oy dilenciliği yapıyordu.Ağlayınca oylar yükseliyordu. Ne de olsa Türk Milleti acıma duygusu yüksek,mazlumun yanında olan bir halktı.
Halka güveniyordu.Nasıl olsa mağdurdu.Timsah gözyaşları dökebiliyordu.Çalıyordu,çırpıyordu.Sonra gelip halka ağlıyordu.Ağladıkça oylar yükseliyordu.
Memleketin hali perişandı. İşsizlik diz boyuydu.Asgari ücret açlık sınırının çok altındaydı.Kendisi devletin malını yiyor yiyor fakat doymuyordu.Devletin imkanlarıyla dünyanın dört bir yanını ailesiyle beraber gezmişti. Padişah gibi yaşamıştı fakat ne yapsın işte yine de mağdurdu.Ne yapsa ne etse bu mağduriyet geçmiyordu.Her yerde ağlıyordu.
Yavuz hırsız sahibini bastırırmış,derlerdi.O da diyordu ki, minareyi çalan kılıfını hazırlar. Kılıf hazırdı da minare kılıfa sığmıyordu.O kadar çok çalmışlardı ki parayı nereye koyacaklarını şaşırmışlardı.
Elbetteki yasa dışı dinlemelerin varlığı inkar edilemez.Cemaatin Türk siyasetinde darbe yapabilecek gücü olduğu görülmüştür.Cemaat masum değildir ve onlarda affedilemez.Ama şu da bir gerçek ki hiçbir yasa dışı dinleme; şantaj,montaj, komplo bu hırsızlığı gizleyemez,örtemez.Hala başbakanlık makamını işgal etmek; şerefsizliktir,yüzsüzlüktür,Türk milletine ağır hakarettir.
Derhal istifa et ve polise teslim ol.Bu milletin senin gibi hırsızlara ihtiyacı yok.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder