Metin Feyzioğlu'nun Danıştay kuruluş yıldönümünde yaptığı konuşma ülkenin gündemine dair sorunların hukuk yolu ile nasıl çözülebileceğini gösteren,değerli bir hukukçunun hukuk ve siyaset camiası önünde yaptığı cesur bir konuşmadır. Kendisini ayakta alkışlıyoruz.
Evet konuşma uzun sürmüştür,siyasi içerikli bir konuşmadır.Ancak yeni bir yasa yapımını,hukuk yapımınıkuvvetler ayrılığını ve hukuk devletini anlatırken siyasete değinmemek, sığlık olur ve pek mümkün değildir.Çünkü hukuk ve siyaset birbirinden ayrılamayan iki önemli toplumsal kurumdur.
Metin Feyzioğlu bu konuşmayı yaparak tarihe çok önemli notlar düşmüştür.Hükümetin yolsuzluklarını devlet erkanının önünde yüzlerine karşı söylemiştir.
Başbakan kuyruğuna basılmış danalar gibi böğüre böğüre toplantıyı terketmiştir.
Bir insanın sinirlenmesinin sebebi duyduğu korku sebebiyle bir savunma mekanizması oluşturmak istemesindendir.Yolsuzluk soruşturmaları sebebi ile başbakanın nasıl bir korku içinde bulunduğu Danıştay toplantısında su yüzüne çıkmıştır.
Doğru her yerde doğrudur.Bu ister hukuki olsun ister siyasi olsun,doğruları korkmadan söyleyebilecek cesur insanlara ihtiyacımız vardır.Metin Feyzioğlu ve Haşim Kılıç gibi cesur ve vatansever insanlara sahip çıkmalıyız.
Yolsuzluk soruşturmalarının,satın alınmış savcıların verdiği takipsizlik kararları ile mahkeme önüne çıkmadan kapatıldığı bir ülkede hukuka sahip çıkmak hukukçuların görevidir.
Nitekim tarafsızlığına inandığımız Anayasa Mahkemesi başkanı da aynı Metin Feyzioğlu'nun konuşmasına benzer bir konuşma yapmıştı.
Çünkü şu bir gerçek ki hukuk ve siyaset birbirinden ayrılamaz.Özellikle de mecliste çoğunluk bende, istediğim kanunu istediğim gibi yaparım, diyen bir iktidar olduğu sürece hukukçuların bu iktidarın karşısına dikilmeleri kaçınılmazdır. Çünkü hukuk devleti kavramı doğası gereği siyasi içerikli bir kavramdır.
Ülkemizin önemli hukukçuları yaptıkları konuşmalarla göstermişlerdir ki yasama ve yürütme yargıyı denetleyemez.Emir ve talimat veremez.Yargı ise yasama ve yürütmeyi hukuki yönden denetler.Hukuk devleti ve kuvvetler ayrılığı kavramları zaten bunu ifade etmektedir.
Yargıyı ele geçirip istediği mahkeme kararını çıkartan bir iktidara verilen bu muhteşem cevaplardan sonra başbakanın bağırıp çağırmak veya böğürmek yerine bu konuşmayı yapanları ayakta alkışlaması gerekmektedir.K aldı ki hukuk camiasının en üst düzeyindeki kişiler böyle konuşmalar yapma ihtiyacı duyuyorlar ise durumun vahim olduğu su götürmez bir gerçektir.
Adalet olmayan yerde hiçbir zaman demokrasiden veya insan haklarından söz edilemez.
Anayasa mahkemesi başkanı ile TBB başkanının yaptığı konuşmalar başbakanın kulağına küpe olmalıdır.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder