25 Mart 2013 Pazartesi

DEMOKRATİKLEŞME


Hükümete muhtıra veren genelkurmay başkanı dışarıdayken,muhtıra vermeyen genelkurmay başkanının darbecilikle  suçlanması ve tutuklu bulunması Türkiye gibi hukukun ayaklar altına alındığı ülkelere özgüdür.
  26. genelkurmay başkanının mesnetsiz ve soyut iddialarla darbecilikten yargılanması utanç vericidir.TSK'da ne kadar general varsa hepsi içerideyken ,teröristbaşının dışarı çıkarılmaya çalışılması ve bir özgürlük savaşçısı gibi gösterilmesi ülkemiz adına oldukça trajikomiktir.
  2002 yılında Bülent Ecevit başbakanlığındaki DSP-MHP-ANAP koalisyon hükümeti terörü sıfıra indirmişti,teröristbaşı yakalanmış pkk'nın beli kırılmıştı. Aradan geçen 11 yılda herşey tersine dönmüş.Pkk saldırılarını arttırmış ve hükümete istediklerini kabul ettirme aşamasına gelmiştir.
 AKP'nin en büyük başarısı çökertilen terör örgütünü yeniden diriltmek ve müzakerelere başlamak olmuştur.
 40 sene terörle mücadele eden generaller, hapiste terör örgütü kurmak ve darbecilik suçlarından yargılanırken, teröristler manifesto okumakta ve terörist başına özgürlük çağrıları yapmaktadır. Tüm bunlar demokratikleşme kılıfı ile örtülmektedir.
AKP iktidarının demokrasiden anladığı generalleri içeri tıkıp, susturmak ve terörle müzakere etmektir.
 Bu ülke zaten demokratik bir ülkedir ve demokratikleşme için hiçbir teröriste ihtiyacı yoktur.Terör yardımıyla demokratikleşmeden bahsedenler demokrasi teröristleri olmaya mahkumdurlar. Çünkü demokrasi terörle asla bağdaşmaz.Terör örgütü kürtlerin tesilcisi değildir.Muhatap alınması yanlıştır.
 Bugün halka demokratikleşme,yeni anayasa,çözüm süreci ,barış gibi kılıflarla yutturulan komedi,etnik milliyetçiliğin ön plana çıkartılmasıdır.
Doğru olan terörün bitirilmesi ve ne yapılacaksa kimseyi  muhatap almadan mecliste yapılmasıdır ki demokrasi bunu emreder.
  

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder