14 Nisan 2013 Pazar

BAKAN VE GÖREN


Trabzon’un Tonya ilçesine yapılması planlanan Çimento Fabrikası için girişimlerde bulunduğu ancak halk tarafından karşı çıkıldığını kaydeden Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar bundan sonra Tonya ile ilgili “Benim önüme bundan sonra Tonya ile ilgili bir evrak gelirse imzalamayacağım. Bürokrat arkadaşlardan da imzalamamalarını isteyeceğim” dedi.
 Bakan, bürokratlara da kendi çapında tüyo vermiştir. Kin ve nefret siyasetine apaçık bir örnek olarak duran bu sözler bir bakanın bir bölgeye nasıl tavır aldığını ,halkı anlamadığını ortaya koymaktadır.Bölge halkını apaçık tehdit eden bu sözler çevreye duyarlı halkın ,çevre hassasiyetinin,bizzat çevre ve şehircilik bakanı tarafından anlaşılmadığını,anlaşılmak istenmediğini göstermektedir.Vatandaş ,al çimento fabrikanı git şehir dışında yap' diyerek posta koymuş ve bunun sonucunda geri adım atmak zorunda kalan bakan 'bir daha sizin işinizi yapmam' demeye getirerek milletin değil ,AKP'nin bakanı olduğunu kanıtlamıştır.
  Aynı bakan vatandaşı anlamadığını ve anlamak istemediğini şu olayla da ortaya koymuştur:
  Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar, kanser tedavisi gören ve kendisinden ilaçlarının temini için yardım isteyen üniversite öğrencisi genç kızın cebine para koyup, ilaçları kendisinin almasını istedi ve ’düşürme’ diye uyardı. Kendisine dilenci muamelesi yapıldığını söyleyerek alınan üniversiteli kız Selimiye Camii’nde namaz kılıp çıkan Bakan Bayraktar’a giderek, "Ben dilenci değilim, tedavim için yardım istedim" dedi ve cebine konulan parayı Bayraktar’ın eline tutuşturup ağlayarak uzaklaştı.
  Vatandaşı anlamayan, dinlemeyen, vatandaşın halini görmek istemeyen bir bakanın yaşadığı bu hazin olay,vatandaşın eline 3-5 kuruş sıkıştırıp,susturmaya çalışan bir zihniyetin başarısızlığının kanıtıdır.
 Vatandaşı anlamayan,vatandaşın halini göremeyen bir hükümet üyesinin o koltuğu işgal etmesi gereksizdir.
 Herkes bakan olabilir ama gören olmak az kişiye nasip olur.Önemli olan vatandaşa bakan değil, gören olmaktır.Bakmakla görmek arasındaki fark, bakanlık koltuğuna oturmakla kaybolmaz.Herkes bakan olup bakabilir, ama herkes göremez.
 Bu olaylar AKP'li bakanların halka uzaktan baktıklarını, halkı anlamadıklarını net biçimde ortaya koymaktadır.Halk giderek fakirleşmiş ve tedavi masraflarını bile karşılayamaz olmuştur.
 Bu arada sağlık bakanı da TC ibaresini kaldırmakla uğraşacağına, sağlık sisteminin ne halde olduğunu görmeli,yardıma muhtaç hastalara bakanlık değil, görenlik yapmalıdır.
 Sonuç olarak halka bakan değil ,gören lazım gelir.Ne demişti başbakan?'onların gözleri vardır görmezler,kulakları vardır,duymazlar 'demişti. Meğer kendi bakanlarını tarif ediyormuş.


  

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder